14.07.2009

9. gün

Bugün sensiz geçirdiğimiz 9. gün. Doktorlar çok az zamanı kaldı diyorlar. Kendimizi kötü ihtimale hazırlamaya çalışıyoruz ama insan umut etmeden yaşayamıyor.
Bugün yine tüm kardeşlerin tam kadro yanındaydı. İlyas amca, Hanife abla, Vesile ve Reyhan ablalar, Meral yengem, Kezban teyzemin arkadaşları, Saadet teyze, Emine teyze hastanede bizi yalnız bırakmadılar. Müşerref hala da yine bugün yanındaydı. Ortaköy'deki eski akrabalardan İsmail ve Ömer'in oğlu Tahsin de bugün ziyaretine gelenler arasındaydı. Ayrıca Sena abla da telefonla durumunu öğrenmek için aradı.
Tabi bugün ananem ve dedem de yanındaydı. İlk önce Meral yengemin girmesine karar verilmişti ama sonradan yine ananemde karar kılınmış. Ananem yanına gelene kadar dua etmiş. "Ben onunla konuşurken kalp atışları hızlandı" diyor. Odaya ilk girdiğinde ekrandaki çizgilere bakmış. Seninle konuştuktan sonra hareketlendiğini görmüş. Biz, ananemi duyduğuna inanıyoruz.

Az da olsa, ufak da olsa umudumuz var. Çıkmadık candan ümit kesilmiyor. Geçmişi düşünmemeye çalışıyoruz. Yokluğunu düşünmemek için varlığında yaşadıklarımızı hatırlamamaya çalışıyoruz. Aksi takdirde dayanamıyoruz. Şu anki haline, sana, hastalığa gösterdiğin dirence odaklanmış durumdayız. Sürekli senin için dua ediyor, birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Seni bilmiyorum ama biz çok acı çekiyoruz.

14.07.2009

6, 7 ve 8. gün

6. gün (11.07.2009):
Sensiz geçirdiğimiz 6. günde Müşerref halalar, oğlu Abdullah, Mehmet enişte, İlyas amcalar, kızları ve damatları yanımızdaydı. Hızır amca, kızları ve damatları da durumunun yine sabit olduğu bu günde yanımızdaydılar.

7. gün (12.07.2009):
Sensiz geçirdiğimiz 7. günde dayılarım erkenden hastaneye gittiler. Ben de en kısa sürede yanlarına gittim ve doktorlara konuşmak için sıraya girdik. İlk senin ismin okundu. Doktorlar durumunun sabit olduğunu söylediler. Koma seviyesinin 4 ile 5 arasında değiştiğini ama durumunun sabit olduğunu belirttiler. Sodyum fazlalığı için uyguladıkları tedaviye cevap vermişsin. Sodyum seviyen bir seviye düşmüş. Tansiyonun çok düşük olduğu için sürekli ilaç veriyorlarmış. İlaçları kestikleri zaman tansiyonun yine düşüyormuş. Hala bilincin kapalı.
Kezban teyzem çok yorgundu. Bugün gelmemesini söyledik. Münire abla ve Suat abi yanımızdaydı. İlyas amca, Hanife abla, Şenol abi, Hızır amca, İsmail abi de uzun süre yanımızdaydı. Amcaların senin için ağladılar. Öğleden sonra Şeyda yengem, annesi, abisi ve abisinin eşi de geldi. Kayra da yanlarındaydı. Emine ve eşi de akşam üstü gelmişler. Ortaköy’den Bolulu komşun ve eşi de ziyaretine geldiler. Ortaköy’de herkes seni tekrar balkonda kahve içerken görebilmek için dua ediyormuş.
Ayrıca Dursun amcanın kızları, çocukları ve damatları her gün telefonla annemi arıyorlar. Ananemin adağı kesildi. Herkes senin için dua ediyor.

8. gün (13.07.2009):
Sensiz geçirdiğimiz 8. günde her zamanki gibi bütün kardeşlerin oradaydı. Doktorlar durumunun iyice kötüye gittiğini, koma seviyenin 3e düştüğünü söylemişler. 2 ünite kan verildiği için yerine 6 ünite kan istediler. Verilen akciğerinde enfeksiyona sebep olmuş. Bu durum aslında normalmiş ama senin mücadele gücün olmadığı için enfeksiyonla mücadele edemiyormuşsun.
Bugün İlyas amca ve eşi, Hanife abla, Şenol abi yine hastanedeymiş. İlerleyen zamanlarda Ankara’dan İbrahim ve Abdullah aralarına katılmış. Ortaköy’den Tanyel ve ismini bilmediğimiz bir çocuk da hastaneye gelmişler.Meral yengem, Sabire abla ve Hasan abi, Saadet teyze, Münire abla ve Suat abi yine yanındaymışlar. Akşama doğru babam yanlarına gelmiş ve 20:00’de “İnşallah yarın iyi bir haber alırız” umudu ile hastaneden ayrılmışlar.
Ayrıca Özlem abla kına gecesini iptal etmiş. “Hatice abla orada yatarken ben eğlenemem” demiş.
Evdeki herkesin morali çok bozuktu. En düşük koma seviyesine inmen seni kaybettiğimiz anlamına gelmiyor. Umut etmeye devam edeceğiz.

10.07.2009

5. gün

Bugün sensiz geçirdiğimiz 5. gün. Yine herkes hastanede.
Doktorlar nefes alman için boğazını deleceklermiş. Bu saatten sonra yaşasan bile bitkisel hayatta yaşayacağını söylediler. Bitkisel hayattan 8 yıl sonra kurtulan bir kızın haberi yayınlanmıştı gazetelerde. Hala umudumuz var. Bekleyeceğiz.
Dün hiç umut yok diyen doktorlar bugün bitkisel hayattan bahsediyorlar. Uyansan, bitkisel hayattan çıksan bile hafızanı tamamen yitirmiş olacakmışsın. Bunun geri dönüşünün olup olmadığını bilmiyorum. Salih dayım "Yeter ki uyansın. gerekirse beyin nakli için her şeyi yaparız" diyor.

Bugün masada yemek yerken seni andık. Hatice Teyzem olsa şimdi ikinci kurulan masada hala yemek yiyor olurdu dedim. Herkes güldü. Kezban Teyzem birden ağlamaya başladı. "Ya ölürse, onsuz nasıl yaşarız" diye ağlarken bizi de ağlattı.
Vesile teyzeyle ortaköyde onlarla karşılaştığımız günü konuştuk. Biz Beşiktaş'a yürürken onlar arabayla Sarıyer'e gidiyordu. Hep beraber oturup bir şeyler yemiştik.

Anılar canımızı acıtıyor. Bir yanımız sensizliğe uyum sağlamaya çalışıyor ama bir yanımız hala geleceğine inanıyor. Bekliyoruz.

10.07.2009

09.07.2009

4. gün

Bugün sensiz geçirdiğimiz 4. gün. Umudumuzu kaybetmedik. Doktorlar hiç umut yok deseler de onlar için olmayan umut bizim için var. İyileşsen bile bizi başka ameliyatlar, başka sorunlar bekliyor olacak ama bunları düşünmüyoruz bile. Bugün ananem yoğun bakıma yanına indirildi. Girmeden önce doktor "Sen girme dayanamazsın" demiş. Ananem kabul etmeyince "Ağlarsan, fenalaşırsan atarım seni dışarı" diye kızmış. Ananem yoğun bakım odasına gelene kadar "Allah'ım bana sabır ver" diye dua etmiş. Yanına gelince ağladı mı bilmiyorum. Neler hissettiğini de tam olarak bilmiyorum. Ama çok dayanıklı ve güçlü görünüyor. Ara ara ağlıyor ama sürekli senin için dua ediyor. Yoğun bakımda başındayken elini tutmuş. "Sıcaktı eli" diyor. Eğer makinaya bağlı değilse çok güzel nefes alıyor da diyor. İlk gün hastaneye gittiğinde daha çok ağlıyorduk, şimdi bütün enerjimizi senin için dua etmeye ayırdık. Hepimiz daha metiniz, daha sağlıklı bakıyoruz olaylara. Kaderde varsa yaşanır ama hepimiz senin için dua ediyoruz.
Doktorlar "Durumu ciddi, her şeye hazırlıklı olun" dediğinde Ahmet dayımın tansiyonu düştü ve bayıldı. Bugün yoğun bakımdan sedyeyle çıkan ölüyü görünce annem de fenalaşmış. Ama şu an herkes iyi.
Düzce'deki neredeyse bütün akrabalar hastaneye geldi. Ziyaretine gelmeyen yok. Dereliköyü'ndeki teyzeler ve çocukları, amca çocukların, dayılarının çocukları, hepsi ziyaretine geldi. Bizi bir an olsun yalnız bırakmadılar. Nurşen Abla ve Ekrem enişte de ilk günden beri geliyorlar.
Bu aralar çekecek çilemiz varmış ki bugün bir de Şeyda yengemin yengesinin öldüğü haberini aldık. Şeyda yengem de senin için çok üzüldü.
Pasajdaki herkes senin için dua ediyormuş. Seni hastaneye getiren kadın ve iki arkadaşın da sık sık ziyaretine geldi.
Amcamı bilirsin. Çok tanımazsın belki ama yufka yürekli olduğunu bilirsin. Annemle konuşmuş bugün, o da ağlamış senin için. Yattığın hastanenin adını, adresi kaydetmiş. Belki gelirim demiş.

Durumunun kritikleştiği ilk anda "İnşallah kimseye kırgın değildir" diye düşünmüştüm. Zerrin abla, hani şu yıllardır dargın olduğun en eski arkadaşın. Bugün annemi aramış. Rüyasında seni görmüş. "Bundan sonra senin kedilerine ben bakacağım Zerrin" demişsin rüyasında. Rüyayı gördüğünde hastanede olduğunu bilmiyordu. İçi rahat etmemiş, annemi aramış. Rüyasını anlatıp nasıl olduğunu sormuş. Annem yoğun bakımda olduğunu, beyninde ödem olduğunu ve durumunun ciddi olduğunu söylediğinde karşılıklı ağlamışlar telefonun iki ucunda. Çok ağlamış Zerrin abla senin için. Bunları okuduğunda şaşıracaksın, biliyorum. Ama kavgalı olduğun, o kinci Zerrin abla bile senin için çok ağlamış teyze.

Doktorlar iki gün sonra sana bağlı makinaları sökecekler ve vücut fonksiyonlarını devam ettirecek güçte olup olmadığını kontrol edecekler. İki gün sonra hala devam edemeyecek kadar güçsüz olursan seni tekrar makinalara bağlayıp bağlamayacaklarını bilmiyoruz. Elimizden gelen tek şey beklemek.

Hiçbirimizi duymadıysan da bugün ananem elini tuttuğunda hissetmiş olmalısın. Hepimiz seni bekliyoruz. Seni sevmediğini düşündüğün, kırgın olduğun, kızgın olduğun herkes bir arada, seni bekliyoruz.
Bu, sensiz geçirdiğimiz 4. gün. Doktorlara göre hiç umut olmasa da bizim umudumuz var. 4000 gün de olsa bekleyeceğiz.